Çocukluğumuzun favorileri atari salonlarıdır.Ne zamanlar geçmiş ne dersler kırılıp gitmiştir bu mekanlarda. Zira bu satirlarin yazari; Wizard Of Wor, Golden Axe, Double Dragon ve Street Fighter 1 ile baslayan atari salonlari macerasini yillarca sabah 9-aksam 5 seklinde bir mesaiden hallice surdurdugunden ve arada sirada gizli sakli kalmis, “PS’e yenildim ama yikilmadim ayaktayim” diye fisildayan salonlari gordugunde, yasindan basindan, dokulmeye baslayan sacindan ve sakalindan utanmadan girip, neredeyse cocugu yasta veletleri yenerek, artistlik yapmaktan vazgecmedigi icin kulliyat genistir zihninde.Final Fight, nam-i diger Haggar, Commodore 64’de (sefil de olsa o bizim bilgisayarimizdir lan) versiyonu cikmis ender atari salonu oyunlarindan oldugu icin, bizde etkisi buyuktur. Koca makinenin milyonda biri performans veremeyecek olmasina ragmen “Aslinda surasi fena olmamis be abi” seklindeki “C64’un atari salonu oyunuyla imtihani” ve bok surdurmeme cabalarimiz beyhudeydi tabii.Haggar, 6 bolumden olusan P&G oyunudur.
Ingilizce degil, “Patakla ve Git” ya da Xcopy ile diskete ve/veya kasete oyun kopyalanmasina sahit olmus kusagin deyimiyle “Ilerlemeli Oyun”Cody adinda yagiz bir delikanli, Guy namiyla maruf kiyafetinden oturu Japon kirmasi / ozentisi diyebilecegimiz bir diger genc ve kalibiyla oyuna kisa adini vermesini hakli cikaran Haggar Baba, sokak ceteleriyle cenk ederlerken Haggar’in kizi kaciriliyor ve oyun da boylece basliyor.
Oyun icerisinde bize yardimci olacak arac gerecler, olur olmaz serpistirilmis (ve bazen uzerimize firlatilan) cop kovalarindan, varillerden, ficilardan, lastik istiflerinden ya da telefon kulubelerinden cikiyor. Oyunun en enteresan yani da buralardan cikan seyler zaten. Benim animsayabildigim kadariyla yiyecek olarak; hamburger, ananas, pirzola, uzum, muz, tavuk, biftek, portakal, curry ve pizza cikiyordu. Bu yemek cesitliligini gorunce, insan “Kuru kuruya gider mi lan bunca sey” diye icecekleri de merak ediyor tabii ama bira ve gazozdan baska bir sey yok menude. Bir de enerji veren pecete var.
O nasil oluyor anlamis degilim.Yardimci arac gerecler sadece nevaleden ibaret degil tabii. Silahlar da var. Mesela boru, bicak ya da samuray kilici hizmetinizde.En kiyak malzemeler en sona kaldi. Ileri bolumlerde kirdiginiz dalgalarin icinden, nakit para olarak Yen (Amerika’da ne ise yarayacaksa), degerli tas olarak ise yakut, zumrut. elmas, inci kolye ve kulce altin cikiyor. Bu ziynet esyalarini goren arkadaslarimizin aklini yitirip, “Haggar’in kizini kacirdilar da bana mi kacirdilar kardesim? Bozdururum bunlari, hipodromda kurulur locaya.
Bi padok bi bahis, gunumu gun ederim” diye mi dusunmesi bekleniyor, bilinmez… Unutmadan bir de bazen, radyoya rastliyoruz kirilan varil vs.lerin icinde. Kapisirken cikan abur cuburu yerken bir yandan da ajans haberlerini dinlemek icin olabilir.Oyunu bitirmek icin alti adet bolgeyi ve bunlarin patronlarini tarumar etmemiz gerekiyor. Bunlar sirasiyla Damnd adinda bir ayi, Sodom diye bir samuraysi, Edi E. isimli pehlivan kivaminda dejenere bir polis (bu polisin karsisina cikinca cignedigi sakizi cikarip, atiyor. Bunu enerji versin diye alanlar var. Ulan jeton kaybederim, o sakizi almam), Rolento nam bir komando, Abigail diye bogadan bozma bir guresci ve nihayetinde sandalyeli tekerlekte elinde zipkinla gezen ve sopayi yiyince plazasinin camindan ucup giden mafya babasi Belger. Kanimca iclerinde en delikanlisi Rolento.
Zira digerleri gibi, yenilmeye doymayan pehlivan havasinda, sopanin kralini yedikten sonra “Ulan bir ayaga kalkarsam gostericem sana” havalarinda dogrulmaya calismiyor, direk el bombalariyla yasamina son veriyor. Zaten bu tavri da sirket tarafindan odullendiriliyor ilerleyen yillarda. Street Fighter serilerinden birinde secilebilir karakter olarak kendisini goruyoruz.Oyunun iki de bonus bolumu var. Bir tanesinde, benzincide sokak cetesi elemanlarindan birinin arabasini dagitmaya calisiyoruz. Ekranin ortasinda bir boru var. “Ister bununla giris, istersen serbest stil takil” mesaji verilmis. Arabanin vurulabilecek uc noktasi var. Bu noktalarin hepsini basariyla, parcaladiginizda “Perfect” makamina erisiyorsunuz. Bitiremezseniz, babayi alip gidiyorsunuz. Eger Perfect’I gorurseniz, sizin pesinizden gelen araba sahibi “Oh, my God” diye agliyor ve dolu tanesi gibi goz yasi dokuyor. Galiba arabanin manevi degeri var. Ancak benim anlamadigim husus su ki Perfect mertebesinden bir gidim dusuk is yaparsaniz, herif aglamiyor. “Bu araba duzelir lan. Oto Sanayii’de adam ederler bunu” diye mi dusunuyor acaba?Ikinci bonus bolumu ise, benim bunca yillik atari kariyerimde gordugum en sinir bozucu bolum. Doner camlari kirmaya calisiyoruz. Ancak oyle bir noktadan vurmamiz gerekiyor ki, en kucuk sasmada camlar donerliklerinin hakkini verip, kafamiza kafamiza cakiliyorlar.
Bugune kadar bu oyunu 100 kere oynadiysam en fazla 10 kez orayi Perfect ile gecebilmisimdir. Zaten bir sure sonra, orada hic bir yeri ellememeye ve “Devlet mali lan” diye dusunmeye basladim.Oyunun finalinde, Haggar’in kizi kurtulur.Babasina sarilir. “Annen gibi seni de kaybetmekten tirstim” falan der Haggar. Velhasil duygusal anlar yasanir. Baba kizi yalniz birakmaya karar veren Cody ile Guy, geldikleri yoldan yuruyerek gitmeye baslarlar. Babasina “Bir saniye babacik. Benim Cody gidiyor. Halbuki benim ona veresim var opucuk” diyerek askinin pesinden kosar. Yolda yakalayinca, Cody diye bogurur. Platonik asik Guy buna cok bozulur, havada taklayi atip, akabinde bir comboyla kendisinden en az on santim uzun Cody’nin aklini alir ve gider.
Kiz, sopayi yemis adama bir “Gecmis olsun”u bile cok gorup, “Beni birakip nerelere gidersin” diye Cody’yi bunaltir. Cody’de “Seytan sokaklarda elini kolunu sallayarak dolasirken, ben nasil uckurumu dusunurum, selvi boylum al yazmalim” diyerek kizi refuze eder. Burada tek muallakta kalan nokta bu refuze durumdan sonra, kizin Guy’a yol alip almayacagidir. Burasi bilinmez ve oyun biter…
Yillar sonra “Haggar II cikmis lan” dediler ama biz goremedik. Boyle bir durum varsa ve Turkiye’de boyle bir oyun endam ederse, biz de bir yerinden duruma mudahil oluruz artik.Su yukaridaki resmin aciklamasiyla yaziyi bitirelim diyecegim ama ne gibi bir aciklama yapilir ki bu resme? Bir delilik ani. Haggar, 200 kiloluk bir Cinli’yi boynundan tutup, beraber havaya zipladiktan sonra ters cevirip bacaklarinin arasina almis ve yere carpmak uzere. Bir diger sisman (belli ki Haggar havadayken altindan gecmis) amacsizca, ekranin diger tarafina bodoslama gidiyor. Kocaman adam ve Haggar uzerine dustugu icin kendinden gecmis uc tane adam suursuzca, havadan yere inmekteler. Onde ve arkada ayakta duran adamlar, “Bir inse de iki uc yumruk indirsek” derdindeler. Bicakci El Gado yerden dogru kaymaya baslamis. Mini sortlu, askili t-shirtlu, pembe sacli ve kelepceli bir kizimiz da fanteziden cikip “Adrenalin var” diye ortama dalmis gibi saga sola sicriyor. Ustelik bunlarin hepsi 5 metrekarelik alanda oluyor.Soyle bir bakiyorum da. Manyak misiniz lan siz? Nerede bu devlet?
