Milli takımımızın 23 kişilik euro 2008 kadrosu resmen açıklandı.Kadrodan çıkartılan üç isim ibrahim Kaş,Halil Altıntop ve Yıldıray Baştürk oldu.Yapılan değerlendirme konusunda son durumları hakkında teknik heyet kadar bilgimiz olmadığı için çok net konuşmak mümkün olmasada kadrodan çıkartılan Halil Altıntop 157 Bundesliga maçına çıkıp 66 gol atan Kuranyi,Asamoah,Soren Larsen,Lovenkrands gibi isimlerle bezeli Schalke 04 takımında bu sezon 25 maç şans bulan bir oyuncu, diğer isim Yıldıray Baştürk ise 244 Bundesliga maçını yanısıra Şampiyonlar ligi,Uefa kupası ,Dünya Kupası gibi üst düzey arenalarda forma giymiş sayısız üst düzey mücadelede yeralmış ve bu sezon yaşadığı sakatlığa karşın çok başarılı bir dönüş ile Stutgart'ın lokomotifi olan sezonu 26 maç oynayarak kapatmayı başarmış bir oyuncu.İbrahim Kaş geçmişinde yapabilecekleri ile ilgili alınabilecek çok fazla bir done olmayan bir oyuncu konumunda olduğu için kadroya alınıp diğer alternatifler ile mukayese edilip , değerlendirildikten sonra kadrodan çıkartılabilir keza başarılı bir oyuncu olmasına karşın profösyonel kariyerinin başlangıcı çok uzun olan bir isim değil lakin Halil ,Yıldıray gibi isimlerin üst ve alt sınır performansları ile ilgili fikir yürütmemize olanak sağlayacak kadar bir profösyonel geçmişleri var .Bu tarz isimler ilk etapta açıklanan kadroda olmayabilir ve bu yadırganacak bir durum değil ancak ülke futbolu adına kariyerleri ve potansiyelleri belli olan Hali ve Yıldıray'ın kadroya davet edildikten sonra diğer alternatiflere tercih edilmesi söz konusu olamaz.Bu yaşanan üst düzey iki oyuncuya yapılan çok büyük saygısızlıktır.Yapılan açıklamada Yıldıray'ın mevkisinde Emre,Arda,Tümer Halil'in mevkisinde ise Mevlüt,Semih ve Nihat'ın daha önde oldukları belirtilmiş.Emre koskoca sezonun yarısından çoğunu sakat kalan kısmınıda rezerv ligte forma giyerek geçirmiş ,Semih ise oyun ve takım kalitesi aşikar ligimizde çoğu kez klübeden oyuna dahil olmuş uluslararası turnuva tecrübesi bu sezonki şampiyonlar liginden ibaret bir oyuncu.
Tamamen bazı isimlerin daha eşit olduğu yanlış kere yanlış tercihlere rağmen turnuvada başarılı olması için tüm yüreğimizle destekleyeceğimiz milli takımımızda İspanya,İtalya,Hollanda,İngiltere,İran gibi milli takım taraftarlığının oturmayışının ana sebebide bu tarz toplumun kafasında soru işaretleri oluşturan kadro tercihleri olduğunu tahmin ediyorum.
İşte Kadromuz
Fenerbahçe: Volkan Demirel, Uğur Boral, Mehmet Aurelio, Kazım Kazım, Semih Şentürk Beşiktaş: Rüştü Reçber, Gökhan Zan
Galatasaray: Sabri Sarıoğlu, Servet Çetin, Hakan Balta, Mehmet Topal, Ayhan Akman, Arda Turan, Emre Güngör, Emre Aşık
Trabzonspor: Tolga Zengin
Newcastle United: Emre Belözoğlu
Larissa: Tümer Metin
Bayern Münih: Hamit Altıntop
Middlesbrough: Tuncay Şanlı
Rubin Kazan: Gökdeniz Karadeniz
Villarreal: Nihat Kahveci
Sochaux: Mevlüt Erdinç
29 Mayıs 2008 Perşembe
Paul Gascoigne
80'li yıllara damgasını vuran bir İngiliz futbol efsanesi Platt,Barnes,Lineker,Shilton,Soutgate,İnce,Pearce gibi isimlerle bezeli İngiliz milli takımının en büyük yıldızı. Üst düzey fizik ve teknik potansiyeli ile dönemine damga vuran futbol virtiözü Paul Gascoigne yada bilinen adıyla Gazza .Mücadeleci yapısı ilginç arapasları ve çılgınlıkları ile nam salan mükemmel gollerin bir yerine mutlaka imzasını atan ismi sanırım herkes hatırlayacaktır. O, bir zamanlar İngiliz futbolunun pamuklara sarılan,gözünün içine bakılan prensiydi.Saha içinde olduğu kadar saha dışındada haylaz , çılgın ,uçuk kaçık tavırları ve alkole ve kadınlara olan aşırı düşkünlüğü ile herzaman paparazzilerin gözbebeği olan Gazza Glasgow dönüşü forma giydiği Everton takımında ilerleyen yaşınında etkisi ile artık yerini ve tahtını devretmek zorunda kalmıştı. Gazza futbol piyasasına ilk çıktığı günden emekliye ayrılana kadar herzaman yeşil sahaların uslanmaz yaramaz çocuğunu oynamaktan geri durmadı.Bazen maç sonrası görüntülerde kameralara karşı geğirdi, bazen kulüp kantinine çırılçıplak alışveriş yapmaya indi. Gazza kendinden önce ada futbolunun prensi olan George Best gibi yaşadı.Hayatı hiç ciddiye almadı.Tutkunu olduğu düzensiz gece yaşamından kadınlardan ve alkolden feragat edemedi.Her zaman konuşulan ve yeteneklerinden ziyade çılgınlıkları ile gündem olan eğlenen ve eğlendiren Gazza boşvermişliğinin altında gizlenen yalnızlığının esiri olarak tıpkı idolü Best gibi hazin ve pişmanlıklarla bezeli bir hikayenin son kahramanı olmaktan kurtulamadı.Bir gün geldi İtalya'da rakip oyuncunun şortunu indirdi bir gün geldi İskoçyada hakemin maç esnasında düşürdüğü kırmızı kartı hakeme alaycı gözlerle gösterdi.Futbol yaşamı boyunca kazandığı ekonomik güce, imtiyazlı kimliğe ,hatırlı dostlara ve şöhrete rağmen, yalnızlığı, kimsesizliği, terk edilmişliği asla yenememiş futboldan başka tutacak bir dalı olmayan yalnız bir adamdı o.Hayatını anlattığı kitabında ilginç hikayeleri vardı Gazza 'nın Newcastle United’da oynarken, takım arkadaşı zenci Tony Cunningham adına solaryum seansları organize etmesi ,Londra'da beş yıldızlı bir otelin öredekler havuzuna iddia uğruna çıplak girmesi ve akabinde otelden kovulması gibi. 1980 senesinde Newcastle alt yapısında futbola başlayan ve yine aynı takım ile 1985 'te A takım kadrosuna yükselerek forma giymeye başlayan Gazza aynı sezon 9 gol atarak takımının önemli futbolcularından biri haline geldi. 1988 'de Manchester United ile Tottenham arasında yaşanan transfer savaşında o tercihini Tottenham Hotspurs takımından yana kullanarak White Heart Line stadına ayak bastı. 4 yıl süren Tottenham kariyerinde, 92 maçta 19 gol attan Gazza 1992 /93 sezonunun başında, 5.5 milyon sterlin karşılığında İtalya’nın Lazio kulübüne transfer olurken sözleşmesine koyduğu madde ile geçmişine ve köklerine ne kadar bağlı oduğunu ispatlıyordu. Keza çocukluğundan beri hep yanında olmuş ‘Jimmy’nin de kendisi ile birlikte olması ve maaşa bağlanmasını İtalyan ekibine şart koymuştu. Adı, her daim ‘Jimmy five bellies’ ile birlikte anıldı. Futbol sahalarındaki şöhreti ivme kazandıkça, Gazza ve kankası Jimmy’nin komik hikâyeleri yazıldı bulvar gazetelerinde. Bir zamanların renkli teknik direktörü StanTernent onunla ilgili anıları pek güzel anlattı kitabında. (Stan The Man A Hard Life-John Blakes Publishing Ltd)İşte onlardan bir kaçı,Bir seferinde, Bentley arabası ile karayolunda giderken, kenarda yol çalışması yapan işçileri görmüş Gascoigne, hemen arabasını durdurmuş. Yanlarına giderek, elinde kocaman yol matkabı olan işçiye, “Hayatım boyunca bu işin nasıl zevkli bir iş olacağını düşündüm, biraz ben delebilir miyim asfaltı” diye sormuş. Uzun pazarlıklardan sonra, bir miktar para karşılığı işçiyi ikna edip, elinden matkabı alıp, yoldan geçenlerin şaşkın bakışları arasında asfaltı delmeye koyulmuş.“Oradan geçen arabalar durup şaşkın şaşkın bize bakıyordu” diyor Stan.Efsane futbolcu Gazza, elinde kocaman delme aleti, yüzünde yeni oyuncağına kavuşmuş çocuk misali gülümseme.‘Bir defasında’ diyor Stan, ‘antreman sahasına üzerinde pijamaları ve terlikleri ile geldi, tüm oyuncuların şaşkın bakışları arasında’. ‘Başka bir zaman, yine bir antreman sonrası, Middlesborough kantinine çırılçıplak inip, (ayağında tozlukları) kantinde çalışan yaşlı kadından sosisli sandviç istemesi unutulmaz’.‘O kadıncağızın yüz ifadesini görmek isterdim…’ diyor Stan…Stan, onun için, “deli dolu ama çok iyi futbolcuyudu” demeyi de ihmal etmiyor.Newcastle’da, kalmakta olduğu otelden polisler tarafından alınıp, kendisine zarar vermemesi adına akıl hastanesine yatırdılar bir zamanların efsane futbolcusunu. Günün neredeyse 24 saati içiyor ve uyuşturucu kullanıyordu. İçtikçe saldırganlaşıyor, çevresine zarar veriyordu. Paralar suyunu çekmiş, etrafında Jimmy ‘Five Bel-lies’den başka arkadaşı kalmamıştı.Çok iyi futbolcuydu, komikti, yardımseverdi. Hiçbir zaman özbenliğini yitirmedi. Kazandığı onca imtiyaza karşın yaşıtlarının imrenerek baktığı dünya nimetleri bile büyütemedi onu.Sonu ta en başından belli, pek hazin bitecek bir hikâyenin baş aktörüydü. Öyle de oldu zaten. Hikâye kötü bitti. Tıpkı George Best gibi. Şimdi Darlington yakınlarında, özel St George akıl hastanesinde Paul Gascoigne. Kimsesiz. Yapayalnız. Biçare
Kaydol:
Yorumlar (Atom)