2 Mayıs 2008 Cuma

Röportaj: Kaleydoskop



M: Yeniden başladığımız röportaj kısmına katılan ilk konuğumuz olarak öncelikle teşekkür ediyoruz .


Sizi tanıyabilir miyiz? Kaleydoskop kimdir? Ne iş yapar? Nerede yaşar, nerelidir…


K: Kaleydoskop = Gökhan Öztürk - 28 yaşında -Doğma büyüme İSTANBUL’lu...
2002 senesinde Niğde Üniversitesinde eşimle (Burcu) tanıştım. Kendileri Antalyalı ve Antalya’ya yerleşmeye karar verdiğimiz için bende HANIM KÖYLÜ oldum :)Ah İstanbulum :) Çok özlüyorum oraları…

M: Ne işle meşgul oluyorsunuz peki?

K: Şu anda Antalya da Paşabahçe Mağazasında Butik Satış Danışmanlığı yapıyorum.

M: Bize biraz oğlunuz Gökdeniz’den bahseder misiniz? Federasyonda onu tanımayan yok neredeyse... Hayta bir çocuk mudur Gökdeniz?

K: Gökdeniz şu anda 11 saatlik yaygaracılığının ve yaramazlığının neticesinde yorgun düşüp yatağında uyuya kalmış 10 aylık bir bebek. Tek oturgaçlı götürgeçte (yürüteç) evde sağlam bir şey bırakmayacak kadar yaramaz…Akranları uyurken, o evde yeni ne bulabilirim, nereyi karıştırabilirim deyipte gezinen bir bebek :)Gökdeniz’in videosunu federasyonda paylaşmıştım. Kendisi oyun oynamayı çok seven bir velet, gülmeyide sever...



M: Neden Gökdeniz koydunuz çocuğunuzun adını. Futbolla mı alakalı? (Bu soru, federasyon üyelerimizden ZaLiM tarafından sorulmuştur.)

K: Yok, futbolla alakalı değil. Ama çok ilginç bir şey oldu. Gökdeniz’i sağlık kontrolüne götürüyorduk. Hemşire isimle çağırıyordu. Bağırmaz mı “GÖKDENİZ KARADENİZ” diye :) Bizde fırladık hemen tabi :) Çocuğa ilaç yazdırdık bir keresinde. Yine başka bir hemşire, isim kısmına Gökdeniz Karadeniz yazmış :)

M: Ev işleri ile aranız nasıl? Bir ara halı yıkadığınıza dair resimler dolaştı ortalıklarda… :D

K: Yahu sorma. Geçen izinli olduğum gün, Allah canımı alsın ki 2 tane uzun yolluk yıkattı yine bana hanım. Havada hafif esiyordu, cır cır oldum :P Ahanda daha yeni kurtuldum valla…Ben o resimde damat adaylarını uyarmak istediydim :) Büyük balkonlu ev almasınlar..YeSeKa da öyle güzel bir ortam var ki, ben çektiğim bir vidyoyu ya da ne biliyim bir fotoyu hemen o ortamda paylaşma ihtiyacı hissediyorum. Mağazada çalışırken bile bazen aklıma bir şeyler geliyor, bunu YeSeKa’da çocuklara anlatırım gibi…Ve her halı yıkadığımda hep YeSekA Aklıma geliyor artık :)


M: Evde başka ne tür işlerle uğraşıyorsunuz yada uğraşmak zorunda kalıyorsunuz? (Bu soru, federasyon üyelerimizden ZaLiM tarafından sorulmuştur.)

K: Her erkeğin korkulu rüyasıdır halı yıkamak...Ekstra olarak perde asarım... :) Güzel yemek yaparım…

M: Ne gibi yemekler mesela?

K: Sanırım Burcu benim bu özelliğimi sonuna kadar kullanmak istiyor…Günlük hayatta yediğiniz her yemeği yapabilirim. Öğrenciyken öğrendim :)

M: Çalışan ve evli birisi olarak internete ve HT ‘e ayırdığınız zaman, evdekiler arasında sorun yaratıyor mu?

K: Evli erkeklerin eşlerinin en çok yakındığı konulardan birisidir bu…Olmazmı…2006 senesinde ben bu oyuna başladım. 7.ligten altıya çıktım. Gökdeniz’in haberi geldi. Yani Burcu hamile olduğunun haberini verince zorla bıraktırdı bana oyunu. Yapamayacağım bir şeyi nasıl yaptım bende bilmiyorum ve o zaman güzelim oyunu bıraktım. Sonra ansızın bir gece vakti dayanamayıp tekrar müracaat ettim. 2007 senesinde tekrar oyuna döndüm. Bir kaç ay gizliden idare ettim. Ama mümkün mü? Odanın içindesin, nasıl göstermiyeceksin? Maç var yarın, transfer yapman lazım. Koskoca HT yeşilli bir ekran ve gördü...“Bu ne! ” diye bağırdı.“Hattrick” dedim.O da “azimle sıçan taşı delermiş” dedi ve kaybetti, ben kazandım :))Şimdi yine soruyor, daha ne kadar sürecek bu oyun, ne zamana kadar oynayacaksın, hiç bitmez mi? Hatta hacker tutup oyunu tamamen çökerttirme planları bile yapıyor. Tipik bir HT düşmanı. Ama bazen haklı olabiliyor. Abarttığımız oluyor. Ama lanet oyun işte, vampir gibi yapıştı…

M: Nelerden hoşlanır peki Kaleydoskop?


PUZZLE hastalığı vardır. 4000 parçalık puzzle'ı 2 haftada bitirmişliğim vardır. Evimde duvarlar puzzleler ile dolu :)Kaleydoskop müzikten hoşlanır.94'ten beri sıkı bir TR rap dinleyicisi. 98’de faal olarak TR rapin içindeydim. Toplama bir albüme parça verdim. Hatta şu anda müzik marketlerde bile bulabilirsiniz. Sanırım 99 çıkışlı albüm...

M:Albümün ismi nedir?


K: Albümün ismi Altın Vuruş.http://www.suikast.de/album.php?album=view&albid=3

O dönem adımız MC ZEHİR idi. Hatta bana hiç Gökhan demezlerdi. Hep zehir derlerdi :) Ceza gibi yani. 2002 ‘de faalliğim bitti, dinleyici olduk. Bir çok organizasyonda yer aldım. Hatta Fransa’da albüm teklifi bile almıştım, ama üniversiteden dolayı kabul edemedim. Arada bir yine kayıt yapıyorum. Bir ara YeSeKa’ da parçalarımdan bazılarını paylaşabilirim. Ama TR rap’e yatkın bir kitlesi yok gibi YeSeKa’nın…Onun dışında,Babam (Kaptan ORHAN) eski profosyonel futbolculardandır. Beşiktaş’ın genç takımında başlamış top oynamaya. Sonra Şenol Güneş’le beraber Akçaabat Sebatsporda oynamış. Rizespor, Kocaelispor, Zonguldakspor…Her neyse. Haliyle futbolcu bir adamın elinde büyüdüm ve futbolu seviyorum. Belki de bu oyunun bizi böylesine bağlamasının sebebi de budur…

M: Tuttuğunuz takım?

K: BeşiktAŞK

M: Maçlara gider misiniz?


K: Babam Beşiktaş aşığı. Yalova’da Beşiktaşlılar Derneği Başkanlığı yaptı bir dönem. O beni küçüklüğümden beri hep maçlara götürürdü. O dönemler daha çarşı grubu yok. Hem de kapalıda seyrederdik maçları. Onun antrenör kartı vardı. Hep bedavaydı. Metin, Ali, Feyyazların olduğu yıllar…Lise yıllarıma kadar hep gittim. Sonra ailecek Yalova’ya yerleştik. Ama İstanbul’da iken aynı zamanda Efes’in, Ülker’in maçlarını kaçırmazdım. Abdi İpekçi’de Ülker-Barcelona, ne biliyim, Efes-Benetton maçları… Eskiden basket maçı olduğunda tüm halk televizyon başında olurdu, ama artık öyle değil. Efes’in ne kadrosu vardı ya, Ülker’in de öyle.Basketbolda oynadım. İÜBSK de. Çok az ama…


M: Futbol da oynadınız mı profesyonel olarak?


K: Babam zaten oturur ona yanar. Ben el alemin çocuklarını futbolcu yaptım, oğlumu yapamadım diye :)Gözlük vardı bende, şimdi gene takmaya başladım. Ameliyat oldum lazerle, pek randıman alamayınca gözlük takıyorum bir aydır. Futbol oynamayı çok istedim. Babam İstanbul’da kaldığımız yıllarda İstanbul’un amatör kulüplerinde teknik direktörlük yaptı. Arada bir idmanlara katılırdım. Ama bende basketbol adına bir şeyler vardı sanırım…


M: 1 günü nasıl geçer Kaleydoskop ‘un? Monoton ve sade bir hayatınız mı var yoksa hareketli mi?


K: Paşabahçe’nin Antalya’da ki şubesi bir AVM 'nin üst katında. Ve genelde AVM ‘ler günde 12 saat açık olurlar. Bizlerde vardiyalı dediğimiz sistemde çalıştığımız için günlük 8 saat ayakta çalışıyoruz. Zor bir işim var aslında. 1,500 YTL’lik ürün satıyorum.http://www.pasabahcemagazalari.com/Store/productDetails.aspx?productID=8732&categoryID=341&s=1Yani çay bardağı satmıyorum :) İş hayatından geri kalan kısımda, belli başlı programları kaçırmam. Komedi Dükkanı ’nı asla kaçırmam mesela. Cuma günleri benim için sabır günü. Tekrar seyrederim ve tekrar gülerim yani. Tolga’nın replikleri vs… O adam bir cevher…


M: Türkiye’de çok beğendiğiniz bir şehir veya mekan var mı? Gitmekten sıkılmayacağınız ve özlemini duyduğunuz?


K: İstanbul İstanbul İstanbul ………….İstanbul’un her mekanı benim için değerlidir. Değerini oralardan gittikten sonra anladım. Meğersem ben aşık olduğum memlekette, nasıl olurda bir hiç gibi yaşamışım. Hala aklım sırrım ermez…

M: Kedileri neden sevmiyorsunuz ve neden onlarla bu kadar uğraşıyorsunuz? (Bu soru, federasyon üyelerimizden ZaLiM tarafından sorulmuştur.)

1. video tamamen rastlantı oldu. Arabaya bindim. İşe gidecektim. Ama onlar hala önde oturuyorlardı. Hiç umursamadılar bile beni. Sonra olanlar oldu zaten. Her defasında onları çekmeye başladım videoya. Aslında hayvanları severim. Ama kedileri seviyorum demiyorum. Sevmiyorum da demiyorum :) Onlar öyle pis kedi işte :)
http://www.youtube.com/watch?v=q0TLCT4_16E
http://www.youtube.com/watch?v=gIGG7xtSSQU
http://www.youtube.com/watch?v=P3xPDr0-XJA
http://www.youtube.com/watch?v=YHQ0GYxfKYU&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=X9xMDp9vLk4&feature=related
http://www.youtube.com/watch?v=PwWXioEFMb8&feature=related

M: Hattrick hayatınızdan bahsedelim biraz da … Oyunda bir yılınızı doldurmamışsınız gözüküyor. Nasıl başladı bu HT serüveni?

K: 2006 senesinde eşimle Yalova’dan Antalya’ya dönüyoruz. Bursa’da terminalde mola verdi otobüs. Bir bilgisayar dergisi HT ile ilgili 2-3 sayfası vardı. Takım alıyorsunuz da, oyuncu yetiştiriyorsunuz falan filan… Benim çok ilgimi çekmişti. Keşke o dergiyi almasaymışım :PAntalya’ya varınca dergiye tekrar bakıp adresi girdim. HT sayfası açıldı. Ben o dönem bir şeyi idrak edemedim. Kendimizce bir takım adı değil de, gerçek hayattan bir takım yazdım sürekli. Öyle algılamışım. Açtım bir internet sayfası. Amatör kümelere varana kadar takım isimleri denedim. Sürmenespor, Araklıspor, bilmem ne spor ve her defasında çuvalladım. Sonra beceremeyince bıraktım. Aradan bir kaç ay geçti…(Burcunun en büyük hatası dergiyi atmamak oldu zaten. Ama nerden bilsin) :) Tekrar deneyeyim dedim. Bu sefer kendim bir isim sallayayım dedim. Real dedim ama gerisini getiremedim. Real...........Düşün babam düşün…Televizyonda da araba programı vardı sanırım. Opel Corsanın tanıtımı vardı. Ve ağzımdan Real Corsa çıktı. Ve başvuruyu kabul ettiler. Ve çılgınlık başlamış oldu. Hayatımız zindan oldu :) Takımı kapattım. Tekrar açtığımda yine aynı isimle açtım. Bu sezon adımı değiştirdim ama. Bu sezon Mukarnas City olarak yolumuza devam ediyoruz.

M: Nereden geliyor bu Mukarnas?

K: Tamamen iş hayatımla alakalı oldu bu.http://www.pasabahcemagazalari.com/Store/productDetails.aspx?productID=8394&categoryID=508&s=1
Ben bu vazoyu çok sevmiştim. Oradan geldi adı :)Stad ismi de buradan geliyor:http://www.pasabahcemagazalari.com/Store/productDetails.aspx?productID=8362&categoryID=338&s=1

M: Yeni bir Gökhan Öztürk gelişiyor takımınızda. İlerleyen zamanlarda Gökdeniz’i de görebilecek miyiz kadroda?

K: Yahu o Gökhan Öztürk’ü almak için ne çektim bir bilseniz. Sürekli aratıyordum ismi zaten. Bir tane var, onu almıştım. Ama kaleci olduğu için maaşıyla baş edemem diye sattım. Tekrar yeni bir takıma, yeni bir Gökhan Öztürk verilir. Çocuk haftada bir bağlanıyor. Dedim ki: “Gökhan Öztürk’e talibim. Transfer kıyası doğrultusunda satışa koy, alayım. Birazda ben katarım.”Çocuk tamam diyor. Satışa koymuyor ama. 1 ay boyunca çocuğa mesaj attım nerdeyse. En son çocuk demez mi: “Adam nasıl transfer listesine koyulur, ben bilmem…”Ülen baştan desene :) Adama resimli mesimli anlattım. O da koydu. Bende aldım. Duran topları kaliteli, kafası var. Daha ne olsun :) Gökdeniz Öztürk’ü de buldum. Çocuğa mesaj attım. O mesajı okuyana kadar takımı kapandı…

M: Bayrak koleksiyonu üzerine büyük bir ilginiz var. Hatta bunun için kupadan bilerek erkenden elendiniz…Kurmuş olduğunuz Bayrak Koleksiyonu & Başarılar Federasyonu (72949) 3-4 gün gibi kısa bir sürede 20 civarı üye sayısına ulaştı. Bu başarınızı neye borçlusunuz?

K: HT-Türkiye’de koleksiyoncuları bir arada topladınız… Evet koleksiyonculuk ruhum biraz abartılı gibi galiba. Bayrak koleksiyonu da en büyük takibim, ama şu anda öncelikli başarıları toplamaya çalışıyorum. Bugün bebek bezi dizilimi başarısını kazandım mesela. HT Türkiye’de puan bazında değil de,, başarı türünde en fazla başarıyı toplayan benim.Federasyonun kısa sürede bu kadar üye toplamış olmasının bir iki sebebi var;Birincisi: Logo imalathanesi adında federasyonum vardı. HT için hizmetlerimiz çok oldu yani. Logo yaptım sayısızca:http://s254.photobucket.com/albums/hh86/Kaleydoskop/?start=0
İmalathaneyi kapattım.. En son zaten logo için font, yani yazı stili indirmiştim 1600 adetlik. Virüs bulaştı. Sistem dosyası gitti, falandı filandı. Laptopta gitti. Format gerekti. Elimde logo imalatı üzerine hiçbir materyal kalmadı ve bende kapattım. Şimdiki üyelerin çoğu imalathaneden ve diğer ikinci bir sebebi ise yine üyelerin nerdeyse çoğu YeSeKa’dan…

M: Oyunu, gayet sistemli ve hedef belirleyerek oynuyorsunuz. Hayaliniz nedir peki? Milli oyuncu yetiştirmek mi, tüm ülkeleri dolaşmak mı, kupa şampiyonluğu mu…

K: Şu an takımı sekizinci lige düşürmeyi istiyorum. Zaten altıya çıktığımda yine takımı bilerek yediye düşürdüm. Amacım para biriktirmekti. Fakat bir çok hafta boyunca en iyi yedinci ligler arasında lider olan kümemde ateşe düştüm resmen. Para biriktirme sevdası taraftar beklentileriyle suya düşmüş oldu. Yani takımı boşuna düşürmüş oldum. Şimdi elimdeki paradan dolayı benden şampiyonluk bekliyorlar. Ama bende çıkmak istemiyorum. Geçen hafta 8 taraftar kulüpten ayrıldı. Düşünün…Bende takımı sekize düşürmeye karar verdim, ama düşüremiyeceğim sanrım.Milli takım için adam yetiştirme fikrim yok şimdilik. Kısacası protest bir tavırdayım :))

M: Defanslı kaleci yetiştiriciliğinden bahseder misiniz bize? Gizliden gizliye paraları topluyorsunuz gibime geliyor ?

K: Hedefim o zaten :) Ama oyun öyle bir hale geldi ki; 30 kişilik kadrodan 2 kişiye antreman veriyorum. Kalecim +1 olarak sakatlanıyor. Onu ben hazırlık maçında oynatıyorum tekrardan yara bantlıya düştüğü için. Yine sakatlanıyor +7 hafta. Ertesi hafta yeni aldığım kaleci +5 hafta sakatlanıyor. 2 adama antreman veriyorum ama motor yakamı bırakmıyor. 30 bin kişilik stad kapasitem var ve son lig maçımda 9000 kişi bile gelmedi. Kulüpten ayrılan taraftarlar var, üstüne birde kalecilerim sakatlanıyor. Oyunkuruculuk verirsiniz 6 adama, biri sakatlanır, 5 tanesi alır. Ama haftada bir adama antreman vermek insanı sinir ediyor. İşte bu sebepler beni soğutuyor. Sekize düşmeyi istiyorum :) Hem pembe madalyayı da eklemem gerek :P

M: Kaleydoskop, neden yaşlı oyuncu hastası ve neden bir oyuncunun formu vasata, zayıfa, yeterliye düşünce adamı hemen satıyor. Bu form takıntısı nedir? (Bu soru, federasyon üyelerimizden Reis85 tarafından sorulmuştur.)

K: Benim öyle bir takıntım var maalesef. Ama ben takımı ilk aldığımda sadece formu kaliteli ve tecrübesi yüksek olan oyuncularla şampiyon olmuştum. Abartmıyorum ana yetenekleri vasat olan oyuncular bile vardı. Ama çıkarttıkları yıldızlar 3 ile 3,5 ‘un altına hiç düşmedi. Ve ben rakiplerimi form-tecrübe ve yıldızlarla yendim hep :) Şimdi bile öyle. Sonuçta HT diyor ki: Bir oyuncunun ana yeteneği çok iyi ama formu berbat ise, ana yeteneği yeterli olupta formu kaliteli olan bir oyuncudan kötü oynar…Şunuda belirteyim. Hiçbir zaman ama hiçbir zaman, bu oyunu oynadığımdan beri, her pazartesi ve her perşembeyi hiç boş geçmem. Yani muhakkak bir yetenek kaybı yaşarım. Her perşembe 30 oyuncunun 20 sinde form düşer. Çok iyiden vasata mı dersin… 2-3 birim düşenler bile var yani. Benim buradaki önemli bir tespitim şu: Çok fazla transfer bence formu etkiliyor. Saçma gibi ama olabilir derim. Sürekli transfer yaparım yani. Her maça farklı bir adamla çıkıyorum.

M: Peki hiç ceza aldınız mı?

K: Aldım tabi :) Var mı içinizde almayan ? :)

M:Ne tip bir ceza mesela?

K: Uyarı, para…

M:Tekini anlatır mısınız?

K: Logo imalathanesini açtığımda ziyaretçi defterlerine reklam attım. 50 bin lira ceza…

M:Bize zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz. Sizinle sohbet etmek çok keyifli idi. Eklemek istediğiniz son bir şey veya herhangi bir mesajınız var mı?

K: Burası beni hazırlıksız yakaladı işte... :)Röportaj serüveninin ikinci halkası olarak beni seçtiğiniz için çok teşekkür ediyorum.



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...